26 Eylül 2010 Pazar

TEKELİ AŞİRETİNİN KAÇ GÖÇ HİKAYESİ

Tekeli aşireti Anadolu’nun fethine katıldı. Antalya sahileri ce Torosdağlarını yurt tuttu.
     -Tekeli aşiret beyleri 1800’lü yılların başlarında Osmanlıya isyan halinde idi.Aşiret Beyi  İbrahim yakalandı ve idam edildi.
     -Çukurova’nın Fransız işgali esnasında Tekelioğlu Sinan, Karaisalıya Kuvayı milliye kumandanı olarak gönderildi.

     Sırtında çocuğu ile  dört mevsim dağ bayır ova demeden davarlarının ve develerinin peşinde yol alan bir yörük kadının duygularını anlamak…  kara çadırlar içinde kuzular oğlaklar ile birlikte yatı kalkmak…Boş zamanlarda nasırlı ellerle duygu ve düşünceleri ilmik ilmik kilim desenlerine yansıtmak.  Kaval sesi ile  uzaktan davarlara yön vermek…Toğga çorbası ile karın doyurmak… Ve devam eden bir ömür..Doğa ile baş başa ve verilen hayat mücadelesi.  Adına Yörüklük denilen ama biraz soy kültürünü araştırınca Türkmen oldukları bilinen bu insanların hayatları v hikayeleri tarihin derinliklerinden süzülerek gelir.  Selçukoğullarının Anadolu’yu yurt yapmak üzere kazandıkları Malazgirt zaferi ve izleyen yıllarda Antalya yöresine geldiler ve kendi soy kültürlerini bölge coğrafyasına verdiler. TEKE İLİ olarak.  Osmanlı’nın Karamanoğulları ile birlikte yöreye hakim olmaları ile birlikte Teke ili ve Antalya yöresinde ayan ve eşraf olarak bölge yönetiminde sözü geçen Tekelioğulları ailesi varlığını hep sürdürdü.
    Tekelioğlu İbrahim’in 1812 yılında Antalya yöresinde başlayan yönetime baş kaldırması kısa sürede kanlı bir çatışmaya dönüştü. Karaman Valisi Ali Paşa, kendi sözünü dinlemeyen bu isyancı Türkmen beyine karşı emrindeki bütün askeri güçleri kullandı. 1813 yılı içinde Antalya kalesinde kıstırılan Tekelioğlu İbrahim’in üzerine hem denizden ve hem de karadan saldırılar yapıldı.  Kaptanıderya Hüsrev Paşa’da emrindeki gemilerle Antalyayı kuşattı.  İbrahim Bey, yakalandı kellesi kesildi ve asi ve de hain kimliği ile İstanbul’a gönderildi, Topkapı Sarayının dış kapısında ibreti alem için herkes seyr etsin diye (1).  Sonra Osmanlı memurarı Tekelioğlundan geride kalan bütün mal varlığına el koydu. Çiftlikler, dükkanlar, konaklar, saklı tuttuğu sandıklardaki paralar, altınlar hatta hanımlarının elbiseleri bile hazineye geri alındı.  Ve arkasından da yakalanan Tekelioğlu ailesine mensup insanlar Selanik’e sürgün edildiler.
    Osmanlı tekelioğlu ailesi ve aşiretinin kökünü geçiremedi. 1820 ve 50’li yıllar arasında tekeli beyleri Tarsus   Karaisalı yakınlarına geldiler, buraya yerleştiler. Tekelioğlu ailesine en büyük desteği Menemenci aşireti verdi. 
     Fransız araştırmacı Langlois, 1857 yılında  Tarsus yöresinde 150 hanelik Karatekeli aşiretinden bahseder.  19.yy sonlarında 1860 ila 1880’li yıllar arasında İzmir yakınlarından göç eden Karatekeli aşireti Yörükleri Çukurova’ya geldi.  Develerin ve davarların peşinde kendileri için uygun yerleşme yeri arıyorlardı. Adana ila Maraş arasında Torosdağları yaylaları arasında kondular göçtüler.  Hatta bir kısmı Halep’e daha aşağıdaki Şam tarafına, Ürdün vadisine kadar gitti.  Ceyhan nehri yakınlarındaki Sarımazı, Dutlu, Çanlı, Çokca  Gümürdülü köyü ile  Yörük davarlarının sulandığı Dokuz tekne  civarı onların yerleşim alanı oldu.  1303 yılında (miladi-1887)  Çukurova’da şiddetli bir kuraklık oldu. Tekeli aşiretinden  olanların bir kısmı bulundukları yeri terk ederek Halep ve Şam tarafına gittiler. Kendileri için uygun yurt yeri aradılar.  Çukurova’dan ayrılarak Konya’nın Sevinç köyüne yerleşen Karatekeli’nin  Duruhocalı oymağı sonra yeniden Çukurova’ya gelir.  Demirdüzen soy ismini alanların kısa Yörüklük hikayesi böyledir.
    Burada önem taşıyan husus ise Osmanlı Devleti’nin işgale uğradığı parçalanıp paylaşıldığı 1918 yılı ve sonrasında bölgedeki kuvayı milliye harekatının başına getirilen Ali Ratip adındaki yüzbaşıya “Sinan Tekelioğlu” isminin verilerek Karaisalı’ya gönderilmesidir.
Sinan Tekelioğlu’nun da sicil kayıtlarında düşündüren bir hayat hikayesi vardı:
     Osmanlı’nın çöküşü sancılı oldu. Milyonlarca insanın ölümü, ülkenin parçalanması,bölüşülmesi  yaşayan insanların hayatında derin izler,ağıtlar ve acılar bıraktı. 1919 yılı içinde Kayseri’de bulunan Jandarma Yüzbaşısı Ali Ratip de Osmanlı’nın çöküşü karşısında “Ne yapmalıyız” sorusunu kendi kendine soran geceleri uyumayan bir insandı. Bir süre sonra 20. Kolordu kumandanı Ali Fuat Cebesoy’da Kayseri’ye geldi.  Yüzbaşı Osman Tufan bey ile görüşmeleri esnasında işgal altında bulunan Adana vilayetinin kurtarılması için cesur ve teşkilatçı bir kumandanın bölgeye gönderilmesi gereğini dile getirdi. Yapılan görüşmeler sonrası Kilikya olarak da isimlendirilen Adana bölgesi iki cepheye ayrıldı. Batı cephesi olarak isimlendirilen  bölge Seyhan nehrine kavuşan Zamantı suyunun batısı, Tumlu kale ve Yumurtalık’tan geçen hattın batısında kalıyordu. Karaisalı, Adana, Tarsus bu bölgeye geriyordu. Ali Ratip’in sicili temiz olduğu kadar cesur ve verilen görevi layıkıyla yapabilecek birisi olduğu hakkında bilgiler vardı. Deli dolu,  bildiğini yapar, tartışmaya da girer  deniliyordu onu yakından tanıyanların verdiği bilgilere göre… Adana vilayetindeki batı cephesinin durumu, özellikleri, insanlarının soyu ve kültürü önemli idi. O bölge insanlarının  “peşine takılacakları” güvenilir birisinin olması lazımdı. Uzun görüşmelerden sonra Jandarma Yüzbaşısı Ali Ratip bey çağrıldı. Görev teklifi yapıldı. Mustafa Kemal’in de onaylaması ile işgal altındaki bölgeye Toroslar ve Adana’ya gönderilmesi kararlaştırıldı. Kayseri’nin Develi kazasından hareket ederek Torosdağlarına varacak ve oradan da klavuzlar eşliğinde Karsantı’ya veya Pozantı’ya ulaşacaktı.  Ali Ratip Bey’e göreve başlarken “Tekelioğlu Sinan” ünvanı verildi.  O’nun ataları yüzyıllar önce “Teke” olarak da isimlendirilen Antalya yöresinden geliyordu. Askeri Rüştiye’yi (Ortaokul) Edirne’de bitirmişti. Mimar Sinan’ın Selimiye camisinden yükselen ezan sesleri ile kulakları çınlamıştı öğrencilik yıllarında. Harbokulu öğrencisi iken bile “Sinan’ın memleketinden Edirneli” olarak biliniyordu. 1911 yılında Harbokulu’nu bitirdiğinde onu zorlu bir görev bekliyordu. Hiç beklemeden İtalyan saldırısı karşısında direnen Trablusgarp’e gönüllü gitmeye karar verdi. Mustafa Kemal’in yanıbaşında bulundu Trablusgarp’te… Arap kabileleri işgale karşı örgütledi. Çöl kumları ile boğuşarak kan ter içinde kalarak savaşıyordu düşmana karşı. Kendisi gibi genç subaylar ile birlikte Mustafa Kemal ile hatıra fotoğrafı çektirdiğinde elinde dürbünü vardı.
     Sonra Balkan savaşlarına katıldı. Askeri birlikler arasında siyasi çekişmelerden dolayı iç çatışmalar ve yenilginin,esir düşmenin acılarını yaşadı. Sonra yapılan anlaşma ile serbest bırakılmıştı.  Düşman Çanakkale’ye saldırırken  Ali Ratip de Mustafa Kemal’in emrindeki birliklere katıldı. Haziran 1915 içinde gerçekleşen kara savaşlarında cesareti ile önemli başarılar kazanmış, madalya ile ödüllendirilmişti.

11 yorum:

  1. Cok guzel yazmissiniz keske daha ayrintili bilgiler olsa. Bir Tekelioglu olarak zevkle okudum.

    YanıtlaSil
  2. SAYIN CEZMİ BEY,
    CUKUROVADA MEYVA ÜRETİMİ DEĞERLENDİRMESİ VE SATIŞINI YAPAN TEKELİ AİLESİ VAR İMİŞ.
    BANA BU AİLENİN YETKİLİSİNE ULAŞMAMI SAĞLAMA İMKANINIZ VARSA LUTUFLARINIZI RİCA EDERİM.
    ARK.DANIŞMAN ZEKERİYA TUĞLU
    İSTANBUL-FLORYA-GLABAL DANIŞMANLIK
    0532 318 26 70

    YanıtlaSil
  3. "Muzur" Köyünü ve aşiretlerinide anlat bize hocam sizi dinlemek okumak ayrı zevk

    YanıtlaSil
  4. Aydın'dan İzmir Oradan Antalya,Alanya,Anamur,Mersin,Karaman,Tarsus,Adana,Şam'a kadar uzanan göç olaylarını teferruatlı bir şekilde isimler verilerek yazarsanız sevinirim...

    YanıtlaSil
  5. Mustafa tekeli soyumla gurur duyuyorum. Tekeli elektronik/Osmaniye

    YanıtlaSil
  6. bende bir TEKELİ OLARAK soyumdan gurur duyuyorum saygılarımla ulaşmak isteyenler 0545 278 0132

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba memleket neresi

      Sil
  7. serdar tekeli antalya/serik

    YanıtlaSil
  8. toplansak bi devlet kurariz ama zamandan mi insanından mi bilmem ama ölsek cenazemiz ortada kalır... Rabbim yolundan ayirmasin

    YanıtlaSil