26 Eylül 2010 Pazar

HORASAN’DAN ÇUKUROVA’YA CERİT AŞİRET GÖÇÜ

-Çukurova’da, Ceyhan nehri kıyısında ve Osmaniye yöresinde kalabalık olarak Cerit Türkmen aşireti yaşar.
-Cerit aşiretinin iyi at koşturan “cirit oynayan” geleneklere sahip oldukları da bilinir.
-Osmanlı defterlerinde Ceritler hakkında ayrıntılı bilgiler vardır.

     Çukurova’nın her yerinde “Ben Cerit’im” diyenlere rastlanır. Ama onların yoğun olarak yaşadıkları köyler, Ceyhan ilçesi kuzey kıyılarındaki köylerdir. Cerit aşireti’nin yaşlılarının hafızalarında kalan bir hatıra vardır: -Bizler Horasan’dan göç ederek gelmişiz.. Horasan’dan göç etme olayının tarihini kimse tam olarak bilemez. Ortaasya’nın İran’a bakan sınır bölgesinin de adıdır, HORASAN... Kısa boylu, hızlı kaçan Arap atları ile yapılan göçlerde “at oyunlarını” en iyi bilenler olduğunu da düşünebiliriz.

     Anadolu tarihinin gündemine Dulkadirli Türkmenleri içindeki yörük topluluğu olarak girdiler. Mogol saldırıları esnasında Suriye sahillerine sığınan onbinlerce çadırlık Bozok’lu Türkmenler içinde Ceritlerde vardı. Dulkadir beylerinin l290’lı yıllarda Elbistan’ı ele geçirerek kendi beyliklerinin temellerini atmaları, daha sonra da Maraş’ı ele geçirip büyümeleri arkasından da Memluklu Devleti’nin beraberlerinde Halep Türkmenlerini de alarak “Ceyhan nehrini fetih” politikalarını yürürlüğe koymaları üzerine Çukurova’yı Ermenilerden ele geçirmek için kanlı mücadeleler başladı. 1340 ve 50’li yıllarda Ceyhan nehri sahilleri, Tell Hamdun olarak da bilinen Toprakkale Türkmenlerin eline geçti. Çukurova’nın ortayeri Sis-Anavarza Toprakkale 14. yy ortalarında Dulkadirli ile Ramazanlı arasında adeta sınır gibiydi. Çukurova’nın kuzeyini Bozoklar, güneyini de Üçoklar’dan Yüreğir bey ve kendisine bağlı aşiretler ele geçirdiler.

            YÖRÜK OLARAK DEFTERE YAZILDILAR

            1975 yılında idi. İstanbul’daki Osmanlı Arşivi’ne araştırmalar yapmak üzere yolum düştüğünde, 998 no’lu Anadolu’nun bu arada Maraş ve Adana yöresi aşiretlerinin kayıtlarının yer aldığı defter önüme geldiğinde ne kadar heyecanlanmıştım. Koyu sarı kağıtlar üzerinde parlayan simsiyah mürekkep yazıları...Ve kağıtların kenarlarında beliren kahverenkli benekler, defteri kaplayan siyah deri cilt nerede ise 500 yıl gibi uzun bir zamandır bilgilerin yok olmamasını sağlamıştı. 1530 yılında yazılan defterdeki bilgiler Adana ve Maraş bölgesinin sosyal yapısını aydınlatıyordu. Aynı defterin 451 ve 452’ sayfalarında yer alan CERİD TAİFESİ (obalar topluluğu) yanında Zülkadir yörükleri oldukları da belirtilmişti. Yörük, mevsim şartlarına göre devamlı hareket eden... Kış aylarında daha ılıman buldukları Çukurova’ya, Anavarza dağı eteklerine, Ceyhan nehri kıyısına inen... Yaz bahar ayları geldiğinde Andırın veya Kozandağlarından Torosdağlarının serin sulu yaylalarına göç eden insanlar... Onlar için “konar-göçer” tabiri de yapılır. Çobanlarının kepenekleri, develerinin çanları, köpeklerin boyunlarına takılan tasmalar, güzellerin başlarına taktıkları akçalı pul pul paralar, aynalı kemerler... Bazan dokuz direkli, ünlenmek içinde kırk direkli olarak yapılan aşiretin bey çadırı... Avlanmak için kafeslerde tutulan keklikler... Oklar, kılıçlar, kargılar, cidavlar... Kadınların “ekmek yaptıkları eta’lar... Velhasıl davarları, köpekleri, insanları, atları ile göç yapan CERİTLER’in göçüne 54 oba, 1636 nefer katılıyordu. Göç esnasında din hizmetlerini sürdüren 5 İmamları, devlet ile ilişkileri sürdüren 9 muhtarları (kethüdaları) vardı. O günlerin Maraş ve Adana kanunnameleri (yasaları) de yörüklerin, Türkmenlerin, köylülerin ilişkilerine göre düzenlenmişti.” Davar tahıla girerse ne olur? sorusuna cevap arayan kadılar, gerekli deliller ve şahitler huzurunda zarar ziyanı hesap ettirir, sahibine de ödetirdi.

            Cerit yörüklerinin oba isimleri deftere şöylece kaydedilmişti: Kocahacılı, Bağlular, Digerbalı, Keçili, Arbanlı, Tabaklı, Zeytinli, Küçükhacılı, Sofuluoğlu, Sultanhacılı, Kulak, Cerid (küçükkuzgun köyü), Delili, Kamalı, İbişli, Dalkılıç, Söylemezli, Sarıoğlu, Koşmazlı, Karamallı, Zekirbalı, Karlak, Arbanlı, Bozatlı, Ferşuran, Şeyhfehimler, Ceridbayır, Diğerbayır Ceridi, Turali, Ferişderenli, Bayramlı, Bağzablı, Karahasanlı, Baraklar, Sablı Hacı, Ceridler, Almalı, Maskaroğlu, Küçükalioğlu, Çekim, Küçükhacılı, Katipoğlu, Arablı, Çeldemli, Gökkadını, Dedehacılı, Şekerbeyoğlanları, Çandarlı, Kondurlu, Veledan... Devlet hesabına da her yıl 83220 akça vergi vereceklerdi. Ceritler, hangi Oğuz/Türkmen boyundan olduklarını unutmuşlardı. Sadece yaylak, kışlak yurt yerleri arasında konup göçüyorlardı... Ve onlara da YÖRÜK deniliyordu.

Kaynak: Cezmi YURTSEVER, TÜRKMENLER kitabı

2 yorum:

  1. bizde horasandan gelmişiz. atalarım göç alayının nalbantı imişler. sülalemiz,soyadı kanununa kadar nalbantoğulları olarak anılırmış.konyada yaşıyoruz,tüm aydın ilerici vatansever horasanlılara selam olsun...

    YanıtlaSil
  2. BİZ DE HORASANDAN GELMİŞİZ. ŞİMDİ ADANA CEYHANDA YAŞIYORUZ. SOYADIMIZ KAHRAMAN. ACABA SOYAĞACIMIZI TAMAMEN ÖĞRENME İMKANIM VAR MI?

    YanıtlaSil